top of page

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Siyah Kare Tasarım

Sanatsal konsept

"Görsel anlatıların kavramsal içerikle buluştuğu yer. Bu alan, fotoğraf çalışmalarımın ardındaki felsefeyi ve motivasyonları aydınlatıyor; görünür olan ile tasavvur edilen arasında bir diyalog."

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

Sanatsal

ÖZVERİ

“Bu görüntülerde açıkça görülen şey, rüzgarın kaçınılmaz akışına karşı yöneltilen bir gerilim değil, akışın kendisidir. Rüzgarın şekillendirdiği yüzeyler, zamanı ve rüzgarın mutlak gücünü görünür kılar; bu bir tür teslimiyet tezahürüdür. Her şey değişir, çözülür, yeniden şekillenir; bu, değişimin kaçınılmazlığının kabulüdür. Ve bu akışın ortasında, tek bir biçim kalıcılığını korur. Bu kalıcılık durgunluk değildir; en derin biçimde teslimiyettir.”

Ağaç, bulunduğu yere ait olmasından ziyade, onunla yeri arasındaki mesafeden, rüzgâra nüfuz eden ama rüzgârda kaybolmayan bir köklenme yoluyla var olur. Ne çevresiyle tamamen birleşir ne de ondan ayrılır. Kökleri aracılığıyla nehre bağlı kalarak, sadece yukarıdaki dalların ve onu çevreleyen arpanın teslimiyetine tanıklık eder. Bu konum, onu salt bir nesne olmaktan çıkarır ve zamanın, rüzgârın ve boşluğun en saf ifadesine, varlıklarının mutlak kabulüne dönüştürür.

Uzun süre maruz kalmak, bu teslimiyet sürecini görünür kılar. Geçici olan ile kalıcı olan arasındaki fark, çatışma olarak değil, uyum olarak ortaya çıkar. Bu iz, direnişin değil, rüzgara, zamana ve kadere duyulan mutlak güvenin bir işaretidir. Süreklidir ve her an yeniden teyit edilir. Bu nedenle, buradaki 'direniş' kelimesi, kendini rüzgara karşı korumak anlamına gelmez; kişinin kendi varlığını ve köklerini onun içinde koruma halidir. Ve bu koruma, en derin anlamıyla teslimiyetten başka bir şey değildir; fırtınayı durdurmaya çalışmak yerine geçmesine izin vermek ve asla kim olduğunu unutmamaktır.

Bu dizi, hareketsizliği değil, en zor olanı, en mutlak bağlılığı, yani sürekli kalmanın tek yolunu inceliyor. Ve belki de her şeyden önce şu soruyu ortaya koyuyor: En büyük güç, akıntıya karşı koymakta mı, yoksa köklerine sadık kalıp her şeyin geçip gitmesine izin vermekte mi yatar?

GÖLGESİZ

​

Ağaçlar sonsuz bir anda dururlar. Ne geçmişin yükünü taşırlar ne de geleceğin huzursuzluğunu hissederler. Bu yalnız ağaçlar, zamanın akışında askıda kalmış, tekil tanıklardır. Rüzgar geçer, ışık değişir, gökyüzü şeklini değiştirir… Yine de oradadırlar. Gölge düşürmeseler de izlerini bırakırlar.

Seçim yükü

​

Genellikle hayatın ışıkta geçtiğine inanırız. Ama asıl önemli olan, karanlıkta kalanların ne gördüğüdür. Çünkü görülen şey er ya da geç bir seçim gerektirir. Hem bakmak hem de kaçmak birer eylemdir. Bu fotoğraflar anları yakalamaz. Seçim yükünü taşırlar.

bottom of page